İngilizce-İngilizce sözlük ne zaman kullanılmalı: seviyeye göre rehber
Yayın:
Sözlükte “reluctant” kelimesine bakıp “isteksiz” karşılığını buldun ve kapattın diyelim. Birkaç gün sonra “He was reluctant to leave” cümlesinde karşılaşıyorsun ve “isteksiz” cümleye tam oturmuyor. İngilizce tanıma bakınca durum açılıyor: unwilling and hesitant. Yani gitmek istemeyen ve tereddüt eden biri. Türkçe karşılık kelimeyi veriyor, tanım ise tadını.
Ne zaman geçmek mantıklı
Genelde A2 seviyesinin sonu ile B1’in başı iyi bir zaman. O noktada günlük kelimelerin çoğunu biliyorsun ve bir tanımı okuduğunda içindeki kelimelerin büyük kısmına yabancı kalmıyorsun. Daha erken geçersen sözlük yardımcı olmaktan çıkıp bir engele dönüşür: bir kelimeyi anlamak için üç kelime daha aramak gerekiyor.
Basit bir test: sözlükten rastgele beş tanım oku. Tanımların en az dördünü anlıyorsan geçiş zamanı gelmiş demektir. Üçünde ya da daha azında takılıyorsan bir süre daha Türkçe sözlükle devam et.
Doğru sözlüğü seç
Burada en çok yapılan hata, büyük ve kalın bir sözlüğü almak. Öğrenciler için hazırlanmış sözlüklerin tanımları sınırlı sayıda temel kelimeyle yazılıyor, yani tanımdaki kelimeleri anlama ihtimalin yüksek. “Learner’s dictionary” ifadesini ara, ben genelde bu etiketle başlamayı öneriyorum. Kâğıt ya da çevrim içi olabilir; çevrim içi olanlarda telaffuz sesi de var.
Tanımı okumanın üç adımı
Önce kelimenin türüne bak: isim mi, fiil mi, sıfat mı? Çünkü aynı kelime her tür için farklı anlam taşıyor (book isim ve fiil).
Sonra tanımı oku ve kendi cümlenle yeniden anlat. “Reluctant: unwilling and hesitant.” → “Bir işi yapmak istemeyen ama net hayır da diyemeyen kişi.” Türkçe de olsa, kendi kelimelerinle söylemek anlamı sabitliyor.
Üçüncü adım örnek cümle. Çoğu kelime için sözlükte iki üç cümle birden duruyor ve en kısa olanı değil, kendi hayatına en yakın olanı seç. Çoğu sözlük her anlam için bir cümle veriyor, bu cümleler kelimenin hangi kelimelerle gittiğini gösteriyor (reluctant to do, reluctant about). Bu birliktelikleri not etmek, ezberden çok daha kalıcı.
Türkçe sözlüğü kenara koymadan
İngilizce-İngilizce sözlük, Türkçe sözlüğün yerine değil yanına geliyor. Hızlı bir çeviri gerektiğinde, mesela bir metni okurken akışı bozmamak için, Türkçe karşılığa bakmak çok doğal. Yeni öğrenmek istediğin kelimede ise tanımı da oku. Bu ikili çalışma, çeviri uygulamalarına bağımlılığı da azaltıyor; bu konuda çeviri uygulamasına bağımlı kalmadan yazısında daha uzun anlattım.
Kelime defteri yerine kelime kartı
Sözlükte bulduğun her kelimeyi defterin altına alt alta yazmak, bir ay sonra bakmayacağın bir liste üretiyor. Daha işe yarar yöntem küçük kartlar: bir yüzüne İngilizce kelimeyi ve kendi yazdığın cümleyi, öbür yüzüne İngilizce tanımı yaz. Türkçe karşılığı kartın üzerine yazma, çünkü gözün oraya kayarsa beyin İngilizce tanımı atlıyor. Haftada on kart yeter; on kartı düzenli tekrar eden biri, elli kartı bir kere gözden geçirenden daha fazlasını hatırlıyor.
Küçük bir alıştırma
Aşağıdaki tanımlardan kelimeyi tahmin et.
- A person who lives next to you. (neighbour)
- Something you use to dry your body after a bath. (towel)
- To make something better. (improve)
- Not expensive. (cheap)
Her tanımı önce kelimeyi bulmadan oku, sonra karşılığını kontrol et. İlk ikisi somut, üçüncü ve dördüncü soyut tanımlar. Soyut tanımlarda zorlanmak normal; bunu bir süre sonra aşıyorsun.
Derste sözlük çalışması
Derste yeni bir kelimeyle karşılaşınca önce sen tanımı okuyorsun, sonra kendi cümlenle anlatıyorsun. Ben gerekirse kısaltıp sadeleştiriyorum. Zamanla bu yöntem, sözlüğü sadece kelime bulmak için değil, İngilizce düşünmek için kullandığını fark ettiriyor. Bu sürecin kaç ayda oturduğuna dair İngilizce özel ders kaç ay alınmalı yazısı kısa bir fikir veriyor.
WhatsApp’tan yaz ya da ara. Ücretsiz 20 dakikalık ön görüşmede seviyene bakıp sözlüğe ne zaman geçebileceğini birlikte konuşuruz.
