Esnaf ve satış yapanlar için İngilizce: müşteri kapıdan girdiğinde

Yayın:

Yaşa ve duruma göre: Samet Teacher İngilizce öğrenme rehberi

Kapı açılıyor, bir çift içeri giriyor ve sana gülümseyerek “Hi! Do you have this in a smaller size?” diyor. Elindeki gömleği gösteriyor. O anda aklından ne geçiyor? Çoğu esnaf için bu an bir panik anı: kelimeyi biliyorsun ama cümle kuramıyorsun, ya da ne dediğini anlıyorsun ama cevap veremiyorsun. Esnaf ve satış yapanlar için İngilizce aslında sanıldığından çok daha sınırlı bir alan. Birkaç düzine kalıp, günlük satışların büyük kısmını karşılıyor.

Neden satış İngilizcesi farklı?

Genel İngilizce kursları seni her konuda konuşabilir hale getirmeyi amaçlıyor: aile, hobiler, hava durumu, geçmiş deneyimler. Satış İngilizcesi ise dar ve tekrar eden bir alan. Bir müşteriyle yapılan konuşma neredeyse her zaman aynı akışı izliyor:

  1. Karşılama
  2. Müşterinin ne istediğini anlamak
  3. Ürünü tanıtmak ya da göstermek
  4. Fiyat ve pazarlık
  5. Ödeme
  6. Vedalaşma

Bu akışın her adımı için birkaç kalıp öğrendiğinde, dükkânındaki konuşmaların çoğunu idare edebilirsin.

Adım adım kalıplar

1. Karşılama

  • Hello! Welcome. (Merhaba, hoş geldiniz.)
  • Can I help you with anything? (Yardımcı olabilir miyim?)
  • Take your time. Let me know if you need anything. (Acele etmeyin, bir şey lazım olursa söyleyin.)

Son cümle özellikle önemli. Yabancı müşteriler genelde önce kendi başlarına bakmak ister; bu cümle hem ilgili hem de rahatsız etmeyen bir tavır gösteriyor.

2. Müşteriyi anlamak

  • What are you looking for? (Ne arıyorsunuz?)
  • Is it for you or a gift? (Kendiniz için mi, hediye mi?)
  • What size do you need? (Hangi beden?)
  • Which colour do you prefer? (Hangi rengi tercih edersiniz?)

3. Ürünü tanıtmak

  • This one is handmade. (Bu el yapımı.)
  • It’s made of cotton / leather / silver. (Pamuk / deri / gümüşten.)
  • This is very popular with our customers. (Müşterilerimiz bunu çok seviyor.)
  • We also have it in blue. (Mavisi de var.)
  • Would you like to try it on? (Denemek ister misiniz?) → The fitting room is over there.

4. Fiyat ve pazarlık

  • It’s forty-five. (Kırk beş.) Rakamları doğru telaffuz etmek burada kritik: fourteen ile forty sık karışıyor. Fourteen’de vurgu sonda (four-TEEN), forty’de başta (FOR-ty).
  • If you buy two, I can give you a discount. (İki tane alırsanız indirim yapabilirim.)
  • Sorry, that’s the best I can do. (Kusura bakmayın, en iyi fiyat bu.)
  • The prices are fixed here. (Burada fiyatlar sabit.)

5. Ödeme

  • Cash or card? (Nakit mi kart mı?)
  • Please enter your PIN. (Şifrenizi girin lütfen.)
  • Would you like a bag? (Poşet ister misiniz?)
  • Here’s your receipt. (Fişiniz.)

6. Vedalaşma

  • Thank you! Enjoy your stay. (Teşekkürler, iyi tatiller.)
  • Have a nice day! (İyi günler!)
  • Come again! (Yine bekleriz!)

Örnek diyalog: bir hediyelik eşya dükkânında

Müşteri: Hi, how much is this bowl? Esnaf: That one is thirty-five. It’s hand-painted. Müşteri: It’s beautiful. Do you have a bigger one? Esnaf: Yes, we do. Let me show you. This one is sixty. Müşteri: Hmm, can you do fifty for the big one? Esnaf: I can do fifty-five. It’s a very good price for handmade. Müşteri: OK, deal! Esnaf: Great. Would you like me to wrap it? It’s fragile. Müşteri: Yes, please. Esnaf: Here you are. Thank you, and have a nice trip!

Bu diyalogda kullanılan her kalıbı değişik ürünlerle tekrar edebilirsin. Fragile (kırılgan) ve wrap (paketlemek) kelimeleri özellikle hediyelik eşya satanlar için çok kullanışlı.

Sık yapılan hatalar

Yanlış Doğru Not
Buyrun, what you want? What can I get for you? Doğrudan soru kaba duyulabilir.
This is very cheap for you. This is a very good price. Cheap bazen “kalitesiz” çağrışımı yapıyor.
You can take this one, no problem. Would you like this one? Soru biçimi daha kibar.
Give me money. That’s forty, please. Tutarı söylemek yeterli.

Kibar olmak için please, would you like, could you gibi ifadeler neredeyse sihirli bir etki yaratıyor. İngilizcede doğrudan emir kipi Türkçeye göre çok daha sert algılanıyor.

Kendini test et

Şu durumlarda ne dersin?

  1. Müşteri bir tişörtün başka rengini soruyor, sende sadece beyaz ve siyah var.
  2. Müşteri kredi kartıyla ödemek istiyor ama POS cihazın bozuk.
  3. Müşteri dükkândan çıkıyor, bir şey almadı.

Olası cevaplar: 1. Sorry, we only have it in white and black. 2. I’m sorry, our card machine isn’t working today. Is cash OK? 3. No problem, thanks for coming in. Have a nice day!

Turizm bölgelerinde çalışanlar için

Turistik bir bölgede çalışıyorsan satış İngilizcesinin yanında yol tarifi vermek, öneri sunmak ve yerel yemekleri anlatmak da işine yarayacak. Bu alanlarda kullanılan ifadeleri turizm çalışanları için İngilizce rehberinde topladım.

Derslerde nasıl çalışıyoruz?

Esnaf ve satış yapan biriyle çalışırken genel bir ders kitabı yerine onun dükkânını, ürünlerini ve müşteri tipini temel alıyorum. Hangi ürünleri sattığını, müşterilerin en çok ne sorduğunu konuşuyor ve rol oyunlarıyla bu diyalogları çalışıyoruz. Dersler online olduğu için dükkân saatlerinin dışında, akşam ya da sabah erken yapılabiliyor. Bireysel ders mi grup dersi mi seçmen gerektiğini merak ediyorsan bireysel ve grup dersi karşılaştırmasına bakabilirsin.

Ücretsiz 20 dakikalık ön görüşmede dükkânında en sık yaşadığın iki üç durumu konuşuyor, onları hemen birlikte çalışmaya başlıyoruz. WhatsApp’tan bir mesaj at ya da ara. Genel bilgi için online İngilizce özel ders sayfasına da göz atabilirsin.

Ücretsiz 20 dakikalık ön görüşme

Seviyene birlikte bakalım, hedefini konuşalım ve sana uygun planı çıkaralım. WhatsApp'tan bir mesaj yeterli; aramayı tercih edersen telefonla da ulaşabilirsin.

Google'da yorum bırak · ders aldıysan iki cümle yeter.

Sık sorulanlar

Hiç İngilizcem yok, dükkânda işime yarayacak kadarını öğrenebilir miyim?

Evet. Satışta kullanılan dil oldukça sınırlı ve tekrar eden kalıplardan oluşuyor: karşılama, ürün sorma, fiyat söyleme, ödeme, vedalaşma. Bu kalıpları öğrenmek genel İngilizceyi baştan sona öğrenmekten çok daha hızlı sonuç veriyor.

Müşterinin söylediğini anlamazsam ne yapmalıyım?

Paniğe gerek yok. Sorry, could you say that again? ya da Could you speak a bit more slowly, please? demek tamamen normal. Gerekirse telefonundaki hesap makinesiyle rakam göstermek, ürünü işaret etmek de iletişimin parçası.

Yabancı müşteriyle pazarlık nasıl yapılır?

Pazarlık sırasında kibar ve net olmak önemli. What’s your best price? diye sorulduğunda I can do it for … ya da That’s already a good price, but I can give you a small discount gibi kalıplar işe yarıyor. Sabit fiyatlıysan Sorry, the prices are fixed demek yeterli.

Dükkânımın saatleri nedeniyle derse zaman ayıramıyorum, ne yapabilirim?

Online ders bu yüzden esnaf için uygun. Dükkân kapandıktan sonra akşam ya da kepenk açılmadan önce sabah erken saatlerde ders yapabiliyoruz. Yol yok, sadece telefon ya da bilgisayar yeterli.

Yaşa ve duruma göre: diğer yazılar

Samet Teacher, Aniba Digital altyapısını kullanmaktadır.