İngilizce kendi kendine öğrenilir mi? Tek başına nereye kadar gidersin
Yayın: · Güncelleme:
“Bütün kaynaklar internette, para verip niye ders alayım?” Bu soruyu kısa bir cevapla geçemem, çünkü haklı bir tarafı var. İki öğrenci düşün. Biri yıllardır her akşam bir dizi izliyor, kelime uygulamasında serisini bozmuyor. Diğeri haftada iki ders alıyor. Birincisi bir yıl sonra film altyazısız anlıyor ama telefonda İngilizce bir soruya cevap verirken kilitleniyor. Bu sayfada kendi başına öğrenmenin nerede iyi, nerede kötü işlediğini anlatacağım.
Tek başına gerçekten işleyen yerler
Dinleme ve okuma, yani dışarıdan bilgi alma tarafı, bedava ve sınırsız. Seviyene uygun bir YouTube kanalı bulur, altyazıyı önce Türkçe sonra İngilizce açarak izlersin. Bir şarkı sözünü satır satır çözmek bile kulağı eğitir. Kelime tarafında kart sistemi ve tekrar uygulamaları ciddi iş görüyor, yeter ki kelimeyi tek başına değil bir cümleyle kaydet: I’m looking forward to the weekend demek, look forward to ifadesini tek başına ezberlemekten çok daha kalıcı.
Temel grammar de kendi başına öğrenilir. Present simple ya da there is / there are gibi yapıları bir kaynaktan çalışıp birkaç alıştırma çözmek yeter. Bu alanlarda disiplinli biri öğretmensiz de iyi yere gelir.
Nerede takılıyorsun?
Takılma çıktı tarafında başlıyor: konuşmak ve yazmak. Çünkü bu iki beceri bir geri dönüş ister, sen konuşuyorsun, biri sana “şöyle deseydin daha doğal olurdu” diyor. Tek başınayken bu geri dönüş yok.
Yanlış bir kalıp kafana bir kez yerleşirse yıllarca seninle kalır. She don’t know ya da I have 25 years old gibi cümleler anlaşıldığı için kimse düzeltmez. Sen de bunların hatalı olduğunu fark etmezsin. Bu duruma fosilleşme deniyor ve ancak biri gösterdiğinde sökülüyor.
İkinci sorun, konuşma kasının gelişmemesi. İngilizceyi izleyip okuyabilmek, cümleyi hızlıca kurabilmek demek değil. Sesli konuşmadan bu hız gelmez. Üçüncüsü plansızlık: bugün bir video, yarın başka bir uygulama, sıra ve seviye kontrolü olmayınca bazı konular üç kez, bazıları hiç gelmiyor.
Öğretmen olmadan işe yarayan sade düzen
Destek almasan bile haftalık şöyle bir düzen kurabilirsin:
Pazartesi, çarşamba ve cuma günleri 25 dakika giriş çalışması: yeni kelime ve bir grammar konusu. Salı ve perşembe 20 dakika dinleme, hafta sonu ise yaptığın her şeyi telefonuna sesli kaydet. Üç dakikalık bir ses kaydı yeter: bu hafta ne yaptın, ne yiyeceksin, neye sinirlendin. Kaydı dinlerken kendi hatanı yakalamaya çalış. Hiç hata bulamıyorsan ya çok iyisin ya da kulağın henüz yakalayamıyor; ikincisi daha olası.
Kendi hatanı yazılı olarak da yakalayabilirsin. Her gün iki cümle yaz, ertesi gün tekrar oku. Okurken “bunu bugün böyle yazmazdım” dediğin yer, öğrenmenin gerçekleştiği yerdir.
Ders almak için doğru an
Bazı belirtiler var. Aynı seviyede altı aydır duruyorsan, listening iyi ama konuşmada boşluk yaşıyorsan, bir sınav ya da iş görüşmesi tarihin varsa ya da neyi öğrendiğini ve neyi eksik bıraktığını bilmiyorsan. Bu durumda sorun çalışma azlığı değil, yön eksikliği olabilir. Seviyeni ölçmek için İngilizce seviyemi nasıl anlarım yazısı iyi bir ilk adım.
Kurs mu özel ders mi diye düşünüyorsan İngilizce kurs mu özel ders mi rehberinde ikisini karşılaştırdım. Online dersin verimini merak ediyorsan online İngilizce ders verimli mi yazısına göz at.
Samet olarak önerim
Ben Samet Emin Akarçay, online İngilizce öğretmeniyim ve 2000 saatin üzerinde ders verdim. Tek başına çalışmanın hiç işe yaramadığını söylemiyorum. Ama takıldığın yerde bir öğretmenin tek cümlelik düzeltmesi bazen üç ayı kısaltıyor. Ders almak isteyip istemediğine karar vermek için ücretsiz 20 dakikalık ön görüşme yeterli: WhatsApp’tan yaz ya da ara, seviyene bakıp dürüstçe konuşalım. Güncel paketler ana sayfada, paketler bölümünde.
