Gonna, wanna, gotta: duyunca anla, yazarken açık yaz
Yayın:
Bir dizide karakter kapıdan çıkarken “I gotta go” diyor ve altyazıda “Gitmem lazım” yazıyor. Sözlüğe bakıyorsun, gotta yok. Ya da şarkı sözünde “I’m gonna be okay” geçiyor ve gonna’nın ne olduğunu bir türlü bulamıyorsun. Gonna, wanna ve gotta konuşma dilinin en sık kısalmaları, ve bir kez mantığını görünce kaybolmuyorlar.
Gonna: going to’nun hızlı hali
I’m going to call him hızlı söylendiğinde I’m gonna call him olur. Anlamı değişmiyor: plan, niyet. Olumsuzu I’m not gonna call him, sorusu Are you gonna call him? Dikkat edeceğin tek nokta, gonna’dan sonra fiilin yalın hali gelmesi: gonna call, gonna eat, gonna leave.
Bir ayrım var: going to, bir yere gitmek anlamında da kullanılır (I’m going to school). Bu cümleyi gonna yapamazsın; “I’m gonna school” diye bir şey yok. Gonna yalnızca gelecek planı anlamındaki going to için çalışır.
Wanna: want to’nun kısalmış hali
Do you want to come? hızlı konuşmada Do you wanna come? olur. I wanna sleep (Uyumak istiyorum). She doesn’t wanna talk (Konuşmak istemiyor). Wanna’dan sonra da yalın fiil gelir.
Ufak bir tuzak: want a coffee gibi bir isim geliyorsa wanna kullanılmaz, çünkü “to” zaten yok. I wanna coffee demek yanlış, doğrusu I want a coffee. Wanna her zaman “want to + fiil” kalıbının yerini alır.
Gotta: got to ve have to
I’ve got to leave ya da I have to leave anlamındaki zorunluluk, hızlı konuşmada I gotta leave diye duyulur. Zorunluluk: “gitmem lazım”, “yapmak zorundayım”. Soru kurarken genellikle Do you gotta go? yerine Do you have to go? tercih edilir; gotta soru cümlesinde pek rahat durmuyor.
Gotta çoğunlukla tek başına kullanılır, başına I ve you gelir: I gotta run, you gotta see this. Üçüncü tekil kişide (she, he) bazı konuşmacılar “has” düşürüp She gotta finish today der, ama yazıda ve sınavda bu kullanım doğru sayılmaz.
Aynı ailenin diğer üyeleri
Bu üç kelimeden başka birkaç tanesi daha sık duyulur: gimme (give me), lemme (let me), kinda (kind of), dunno (I don’t know), whatcha (what are you). “Lemme see” ya da “I dunno” bir filmde mutlaka geçer.
Hepsinin ortak mantığı: hızlı konuşurken ünsüzler eriyor, hecelerin arası kapanıyor. Bu mantığı bilince sadece bu kelimeleri değil, benzerlerini de kendi başına çözebilirsin. Hızlı konuşmanın kulağa nasıl geldiğiyle ilgili ayrıntılı bir çalışma için hızlı konuşulan İngilizceyi anlamak yazısına bak.
Ne zaman yazarsın, ne zaman yazmazsın
Altın kural basit: yazıda ve resmî konuşmada tam biçimleri kullan, arkadaşınla mesajlaşırken ya da sohbet ederken kısa biçimler olabilir. İş e-postasında “We’re gonna send the report” yazmak tuhaf durur, “We are going to send the report” ise tam yerinde. Sınav yazma bölümünde de aynı şekilde.
Kısaltmaları duyduğunda anlamak ise her durumda gerekli. Bu yüzden onları “yazma” listesine değil “tanıma” listesine koyuyorum.
Hızlı alıştırma
Kısa halleri tam hallerine çevir.
- I’m gonna be late.
- Do you wanna try?
- She gotta finish today.
- I dunno the answer.
- Lemme help you.
Cevaplar: I am going to be late. Do you want to try? She has got to finish today. I don’t know the answer. Let me help you.
Derste nasıl çalışıyoruz
Ders sırasında kısa video ya da ses parçası açıp kısalmaları bulmanı isterim. İlk dinleyişte çoğu kişi bir şey yakalayamıyor, ikincisinde yarısını, üçüncüde neredeyse tamamını. Bu ilerleme dinleme becerisinin gelişmesinin bir göstergesi. Anlama tarafını destekleyecek başka bir çalışma yöntemi için etkili dinleme alıştırması rehberine de bakabilirsin.
Seviyene uygun bir plan için WhatsApp’tan yaz ya da ara. Ücretsiz 20 dakikalık ön görüşmede kısa bir konuşma yapıp neye ihtiyacın olduğunu birlikte netleştiririz.
