Hızlı konuşulan İngilizceyi anlamak: bağlantılı konuşma ve yutulan sesler
Yayın:
What are you going to do? cümlesini yavaş söylersen herkes anlar. Gerçek hayatta ise çoğu zaman Whatcha gonna do? gibi bir şey duyarsın. Kelimeler tanıdık, ama kulağa yepyeni bir cümle gibi geliyor. Hızlı konuşulan İngilizceyi anlamamak çoğu zaman kelime bilmemekten değil, sesin değiştiğini bilmemekten kaynaklanır.
Neden yazıyla ses farklı
Yazıda her kelime ayrı durur. Konuşmada ise cümle tek bir akıştır. Üç şey olur: kelimeler birbirine bağlanır, vurgusuz heceler zayıflar, bazı sesler tamamen düşer. Bunu bir kez fark edince kafanda yeni bir filtre kuruluyor.
Bağlantılı konuşma
Bir kelime sessiz harfle biter, sonraki kelime sesli harfle başlarsa, ikisi birleşmiş gibi okunur.
Pick it up sesli olarak “pi-ki-tap” gibi duyulur. Turn it off “tur-ni-toff” gibi duyulur. An apple “a-napple” gibi. Not at all “no-ta-tall” gibi.
Bu yüzden kulağın boşluk bekliyorsa, orada hiç boşluk yok.
Yutulan ve zayıflayan sesler
Konuşma dilinde bazı sesler ya düşer ya da zayıflar. Want to çoğu zaman wanna, going to gonna, got to gotta olur. Kind of “kinda”, give me “gimme” gibi duyulur. Bu kısalmaların tamamını gonna, wanna, gotta yazısında topladım.
Bir de ünlü “t” sesi var. Amerikan aksanında water “wader”, better “bedder” gibi duyulabilir. Yani sesli harfler arasında t, d’ye yaklaşır.
Zayıflayan kelimeler: to, for, of, and, a. Bunlar cümlede vurgusuz kalır, “tı”, “fır”, “ıv”, “ın” gibi duyulur. A cup of tea “a cuppa tea” gibi. Dinlerken bunlar sana boşluk gibi gelir, aslında cümlenin yapısını taşıyan küçük kelimelerdir.
Altı yöntem
Birinci yöntem, dikte. Kısa bir kaydı (30 saniye) dinle, durdur, yazmaya çalış. Her cümleyi üç kez dinle. Sonra transkriptle karşılaştır. Kaçırdığın kelimelere bak: hangisi küçük bir bağlaçtı, hangisi bağlanmış bir ifadeydi?
İkinci yöntem, gölgeleme (shadowing). Konuşmacıyla neredeyse aynı anda, onun hızında tekrar et. Başta zor gelir, sonra kulağın hızı yakalar. Kısa 20 saniyelik bölümlerle başla.
Üçüncü yöntem, altyazıyı kademeli azaltmak. Önce İngilizce altyazıyla izle, sonra altyazısız. Türkçe altyazıdan İngilizce altyazıya geçmek ilk adımdır. Bu işi daha ayrıntılı kurmak istersen etkili dinleme alıştırması yazısına bak.
Dördüncü yöntem, yavaşlatmak. YouTube’da oynatma hızını 0,75’e çekebilirsin. Cümleyi bu hızda anladıktan sonra normal hıza dön. Bu yöntemle sesin nasıl bağlandığını duymak çok daha kolay.
Beşinci yöntem, farklı aksanlara maruz kalmak. Sadece bir dizi ya da kanal dinlersen kulağın o konuşmacıya uyum sağlar, başkasını anlamakta zorlanırsın. Haftada bir farklı bir kaynak seç: haber, podcast, sesli kitap. Haber dinleyerek İngilizce öğrenmek bunun için iyi bir başlangıç.
Altıncı yöntem, kaydını ve konuşmacıyı karşılaştırmak. Aynı cümleyi sen kaydet, sonra orijinalle yan yana dinle. Nerede bağlamadığını, nerede vurguyu kaçırdığını duyarsın. Bu hem anlama hem konuşma için çalışan bir egzersiz.
Mini deney
Şu cümleyi yüksek sesle, yavaşça oku: I’m going to have to go to the doctor’s tomorrow. Şimdi hızla ve bağlantılı oku: I’m gonna hafta go to the doctor’s tomorrow. İkinci hali, birinci halin konuşma dilindeki karşılığı. Bu cümleyi bir kez de telefonuna kaydet ve dinle.
Ders içinde nasıl çalışıyoruz
Derste kısa bir kayıt dinletip ne duyduğunu yazmanı istiyorum. Sonra yazdığın ile gerçek metni karşılaştırıyoruz, hangi sesleri kaçırdığına bakıyoruz. Genelde herkesin kendine ait “kör noktası” oluyor: kimi bağlaçları, kimi sondaki t ve d seslerini kaçırıyor. Bu noktaları bulmak, kalan çalışmayı çok kısaltıyor. Sık kullanılan kelime ve fiil listelerini önceden bilmek de dinlemeyi kolaylaştırır; en çok kullanılan İngilizce kelimeler bu iş için iyi bir temel.
Kendi başına yetersiz kalırsan ya da bir plan istersen, Sındırgı İngilizce özel ders sayfasına bak. Ücretsiz 20 dakikalık ön görüşme için WhatsApp’tan yazabilir ya da arayabilirsin. Güncel paketler ana sayfada.
