İngilizce katılıyorum demenin yolları: tam, kısmen, kibarca
Yayın:
Toplantıda biri bir şey söylüyor. Sen de aynı fikirdesin. Ağzından ilk çıkan yes oluyor, sonra hangi kelimeyle devam edeceğini bilemiyorsun. Katılmak basit bir iş gibi görünür ama doğal konuşmada ton, derece ve ortam önemli. Bu yazıda katılmanın üç basamağını anlatıyorum.
Tam katılma
Fikre sonuna kadar katılıyorsan seçenekler geniş. Hepsi aynı ağırlıkta değil.
I agree. En düz hali. Resmi ve gündelik ortamda çalışır.
Exactly. Tek kelime, enerjik. That’s exactly what I think. (Tam olarak bunu düşünüyorum.)
You’re absolutely right. (Kesinlikle haklısın.)
I couldn’t agree more. Tam çeviri “daha fazla katılamazdım”; yani çok katılıyorum.
I’m with you on that. (Bu konuda seninleyim.)
Tell me about it! Burada çeviriye dikkat: “bana anlat” anlamında değil, “bilmez miyim!” anlamında. Genelde bir şikâyete karşılık verilir. The traffic was awful today. Tell me about it!
Kısmen katılma
Gerçek hayatta çoğu zaman bir fikre ya tamamen katılmıyor ya da tamamen karşı çıkmıyoruz. Arada kalıyoruz. İngilizcenin bunun için hazır kalıpları var.
I see your point, but I’d say… (Ne demek istediğini anlıyorum ama ben şöyle derim…)
That’s partly true. (Bu kısmen doğru.)
I agree up to a point. (Bir noktaya kadar katılıyorum.)
You may be right, but I’m not convinced. (Haklı olabilirsin ama ikna olmadım.)
Bu kalıplarda hep önce kabul, sonra “but” geliyor. Türkçedeki “evet ama” mantığının aynısı. Sırayı değiştirmen sorun olmaz, ama kabulle başlamak karşındakini rahatlatıyor.
Kibarca katılmama
Fikre katılmıyorsan doğrudan I disagree diyebilirsin ve bu tamamen doğru bir cümle. Fakat sohbet ortamında ya da iş yerinde yumuşatmak daha iyi sonuç verir.
I’m not sure I agree. (Katıldığımdan emin değilim.)
I see it a bit differently. (Ben biraz farklı görüyorum.)
I’m afraid I disagree. Burada afraid korku değil, nazik bir özür: “maalesef katılmıyorum.”
Karşı çıkarken No ile başlamamak iyi bir kural. Önce Well, diyerek bir nefes almak da sesi yumuşatır.
Ben de, ben de değil
Katılmanın bir türü de “ben de” demek. Bu kalıp sürekli kullanılır ve çoğu öğrenci bunu hata yapmadan söylemeyi unutur.
Olumlu cümleye: I love pizza. diyene So do I. ya da Me too. denir.
Olumsuz cümleye: I don’t like early mornings. diyene Neither do I. ya da Me neither. denir.
Yardımcı fiil, ilk cümledekiyle aynı olmalı. I can swim denirse So can I, I have finished denirse So have I gelir. Eğer ilk cümlede yardımcı fiil yoksa do/does/did kullanılır.
Sık yapılan hata
I am agree hatasını ders boyunca birçok kişi yapıyor. Türkçedeki “katılıyorum” tek fiil, ama alışkanlıkla “ben katılımcıyım” kalıbına benzetiyoruz. Doğrusu: I agree. Soru hali: Do you agree? Olumsuz hali: I don’t agree. Fiilin kendisi agree, yardımcı fiil gerekirse do ailesinden gelir.
Bir de I am with you ve I am agree with you karışıklığı var; ilki doğru, ikincisi yanlış.
Küçük diyalog
A: I think we should move the meeting to Friday. B: I see your point, but Friday is a bit tight for me. What about Thursday morning? A: Thursday works. I’m with you.
Bu üç satırda üç farklı katılma derecesi var: kısmen katılma, öneri, tam katılma. Konuşmada bu geçişleri doğal yapmak, tek bir kalıbı ezberlemekten daha çok işe yarıyor.
Kendini dene
Aşağıdaki cümlelere uygun cevap yaz:
- This film is amazing. (tam katıl)
- We should stop working at six. (kısmen katıl)
- I don’t like spicy food. (ben de değil)
Örnek cevaplar: 1) I couldn’t agree more. 2) I agree up to a point, but I have a deadline. 3) Me neither.
Konuşmada pekiştirmek
Bu kalıpları sadece okuyarak öğrenmek zor, çünkü katılmak karşılıklı konuşmada anlam kazanıyor. Bir sohbette kendi fikrini söyleyip karşıdakinin katılmasını ya da katılmamasını isteyen küçük görevler veriyorum. Konuşma çalışmak istersen Sındırgı merkezli online İngilizce özel ders üzerinden WhatsApp’tan yaz, ücretsiz 20 dakikalık ön görüşmeyle başlayalım. Fikir sormayı da öğrenmek için İngilizce fikir sorma yazısı iyi bir eş.
