Kafada Türkçeden çeviri yapma alışkanlığı: neden yavaşlatır, nasıl bırakılır?
Yayın:
Karşındaki sana basit bir şey soruyor: What did you do at the weekend? Kafanda hemen Türkçe cümle kuruluyor: “Cumartesi annemlerle pazara gittik, sonra akşam biraz dizi izledim.” Sonra çeviri başlıyor: Saturday… with my mother… we went to… pazar neydi?… bazaar? market? Karşındaki bekliyor, sen kelime arıyorsun, cümle üç parçaya bölünüyor. Bu tanıdık geldiyse, kafada Türkçeden çeviri yapma alışkanlığıyla tanışmışsın demektir.
Bu yazıda bu alışkanlığın neden bu kadar yavaşlattığını, neden kendiliğinden geçmediğini ve kalıp cümlelerle nasıl kırılabileceğini anlatacağım.
Çeviri neden bu kadar yavaş?
Kafada çeviri yaptığında aslında üç iş birden yapıyorsun:
- Türkçe cümle kuruyorsun.
- O cümleyi kelime kelime İngilizceye aktarıyorsun.
- Sonra İngilizce dizilişe göre kelimelerin yerini değiştiriyorsun.
Üçüncü adım işin en ağır kısmı, çünkü Türkçe ile İngilizcenin cümle yapısı çok farklı. Türkçede fiil sonda, İngilizcede öznenin hemen arkasında. Türkçede “-dim, -dın” gibi eklerle yapılan iş, İngilizcede ayrı kelimelerle yapılıyor. Kısacası sen konuşurken bir yandan da kafada bir bulmaca çözüyorsun.
Çeviri hatalarına üç örnek
Bu bulmacayı çözmeye çalışırken ortaya çıkan cümleler genellikle tanıdık hatalar taşır:
- “Bence bu fikir güzel.” → To me this idea is beautiful. Doğal olanı: I think it’s a good idea.
- “Saat kaçta buluşuyoruz?” → Hour how many we are meeting? Doğal olanı: What time are we meeting?
- “Canım sıkıldı.” → My soul is bored. Doğal olanı: I’m bored ya da I’m feeling a bit down.
Hepsinde kelimeler tek tek “doğru” çevrilmiş, ama cümle İngilizce değil. Çünkü her dilin kendine ait hazır kalıpları var ve bu kalıplar kelime kelime çevrilmiyor.
Neden kendiliğinden geçmiyor?
Pek çok kişi “daha çok kelime öğrenirsem bu geçer” diye düşünüyor. Oysa kelime sayısı arttıkça çevrilecek malzeme de artıyor; alışkanlık aynı kalıyor. Okulda İngilizceyi çoğunlukla Türkçe açıklamalarla, çeviri alıştırmalarıyla öğrendiysek, beynimiz İngilizceye giden tek yolun Türkçeden geçtiğini öğrenmiş oluyor.
Bu yolu kapatmak için ikinci bir yol açmak gerekiyor: sık kullanılan anlamlar için doğrudan İngilizce kalıba ulaşan bir yol.
Kalıp cümle yöntemi
Kalıp, içini doldurabileceğin hazır bir cümle iskeleti. Doğru kalıbı bildiğinde Türkçe cümle kurmana gerek kalmıyor; iskeleti hatırlıyor ve boşluğu dolduruyorsun.
İşte günlük konuşmada en çok işine yarayacak birkaç kalıp:
| Ne söylemek istiyorsun? | Kalıp | Örnek |
|---|---|---|
| Geçmişte ne yaptığını | I ended up …ing | I ended up staying at home all day. |
| Bir şeyi sevdiğini | I’m really into … | I’m really into cooking these days. |
| Kararsız olduğunu | I can’t decide whether to … or … | I can’t decide whether to stay or leave. |
| Bir niyetini | I’m thinking of …ing | I’m thinking of learning to swim. |
| Bir alışkanlığını | I tend to … | I tend to wake up early. |
Bu kalıpların hiçbiri Türkçeden birebir çevrilerek bulunmaz. “Evde kaldım sonunda” diye düşünüp I ended up kalıbına varmak zordur; ama kalıbı önce öğrenirsen, o anlamı söylemek istediğin her an doğrudan aklına gelir.
Adım adım uygulama
Kalıpları okumak yetmez; beynin onları otomatik olarak çağırana kadar kullanman gerekiyor. Şöyle bir düzen öneriyorum:
1. Haftada yalnızca üç kalıp seç. Çok kalıp, hiçbirinin oturmaması demek.
2. Her kalıpla kendi hayatından beş cümle kur. Kitaptaki örnek değil, senin cümlen: I tend to drink too much coffee.
3. Sesli söyle. Yazmak da faydalı ama konuşmayı geliştiren şey sesli tekrar. Ağzının o kalıba alışması gerekiyor.
4. Gün içinde fırsat yarat. Yolda yürürken, bulaşık yıkarken kendi kendine bir kalıbı kullanarak o anı anlat. I’m thinking of calling my sister tonight.
5. Hafta sonu kontrol et. Hangi kalıp kendiliğinden geliyor, hangisi hâlâ zorluyor? Zorlayanı bir hafta daha tut.
Tek başına pratik yapmanın diğer yollarını tek başına İngilizce konuşma pratiği yazısında topladım.
Kelime bulamadığında ne yapmalı?
Çeviri alışkanlığının bir yan etkisi de şu: aklındaki Türkçe kelimenin İngilizcesini bilmediğinde konuşma duruyor. Bu durumda çeviriye takılmak yerine etrafından dolaşmayı dene:
- “Süzgeç” kelimesini bilmiyorsan: the thing you use to drain pasta.
- “Kiracı” aklına gelmiyorsa: the person who pays rent to live in a flat.
Bu teknik, konuşmayı durdurmadan devam etmeni sağlar ve beynini Türkçe kelime yerine İngilizce anlatıma yönlendirir. Konuyu konuşurken kelime bulamamak yazısında daha ayrıntılı ele aldım.
Kısa alıştırma
Aşağıdaki Türkçe cümleleri kelime kelime çevirmeden, yukarıdaki kalıplardan birini kullanarak İngilizce söyle:
- Son zamanlarda koşuya merak saldım.
- Sonunda pizza sipariş ettik.
- Genelde geç yatarım.
- Bu yaz tatile gitmeyi düşünüyorum.
Olası cevaplar: I’m really into running these days. / We ended up ordering pizza. / I tend to go to bed late. / I’m thinking of going on holiday this summer.
Dördünü de birkaç saniye içinde söyleyebiliyorsan, kalıplar yerleşmeye başlamış demektir.
Birebir derste bu nasıl çalışıyor?
Konuşma derslerimde çeviri alışkanlığını kırmak için sana düşünme payı bırakmayan kısa, hızlı soru-cevap turları yapıyorum. Soruların çoğu o hafta çalıştığımız kalıpları çağıracak şekilde seçiliyor. Türkçe cümle kurmaya başladığın anı birlikte fark ediyor, o cümleyi bir kalıba dönüştürüyoruz. Bu süreç, İngilizce anlıyorum ama konuşamıyorum diyenlerin yaşadığı tıkanıklığın da en etkili çözümlerinden biri.
Nereden başlaman gerektiğini birlikte görmek istersen ücretsiz 20 dakikalık ön görüşme için WhatsApp’tan yazabilir ya da arayabilirsin. Birkaç dakikalık kısa bir sohbette hangi anlarda çeviriye kaydığını duyar, sana uygun kalıplarla bir başlangıç planı çıkarırız.
