İngilizce telefonda konuşmak: yüzü görmeden anlamak ve anlaşılmak

Yayın: · Güncelleme:

Konuşma ve özgüven: Samet Teacher İngilizce öğrenme rehberi

Telefon çaldı, ekranda yabancı bir numara var. Açıyorsun: “Hello, this is Mark from Brightline, I'm calling about your order.” Cümlenin ortasından sonrasını kaçırdın. İngilizce telefonda konuşmak, karşı karşıya konuşmaktan bir kademe zor geliyor ve bu normal. Bilmediğin için değil, yardımcı sinyalleri kaybettiğin için.

Ben Samet. Online İngilizce dersi veriyorum ve öğrencilerin telefon konuşmasında en çok söylediği şey “bir şey diyemedim, sustum” oluyor. Bu rehber, o sessizliği doldurmak için.

Telefon neden daha zor?

Karşı karşıya konuşurken karşındakinin ağzına, kaşına, eline bakarsın. Kelimeyi kaçırsan bile mimikten tahmin edersin. Telefonda bunların hepsi gidiyor, geriye ses kalıyor. Ses de çoğu zaman bozuk, hızlı ya da arka planda gürültülü.

Bir de baskı var: karşındaki bekliyor, düşünmek için sessizlik uzadıkça gerginleşiyor. Bu yüzden telefonda hazır kalıplar bir lüks değil, bir yedek lastik.

Açılış: kim, neden arıyor?

Aradığında kendini kısa tanıt: Hello, this is Elif Demir. I'm calling about the apartment listing. Cevaplarken ise: Hello, [Şirket], how can I help you? ya da Hello, speaking. Speaking, “benim” demek; Is this Mr. Brown? sorusuna Speaking diye cevap verilir.

Birinin sana bağlanmasını istiyorsan: Could I speak to Ms. Clark, please? Yoksa: She's not available right now. Would you like to leave a message?

Anlamadığında: netleştirme kalıpları

Anlamadığını söylemek telefonda en çok işe yarayan beceri. Üç basamağı var.

Önce tekrar iste: Sorry, could you repeat that? Sonra yavaşlat: Could you speak a bit more slowly, please? Hâlâ anlamadıysan nokta atışı sor: Sorry, I didn't catch the last part. Was it Tuesday or Thursday?

Dikkat: Pardon? ve What? tek başına söylendiğinde sert gelebilir. Sorry ile başlamak tonu yumuşatıyor.

Doğrulama: yanlış anlamayı önlemek

Telefonda tarih, saat, rakam ve isim en çok karışan şeyler. Thirteen ile thirty, fifteen ile fifty kulakta birbirine yakın. Bu yüzden duyduğunu geri söylemek işe yarar: So that's the fifteenth at 3 p.m., right?

İsmini heceletmek gerekirse harfleri söyleyip her birine bir kelime bağlayabilirsin: B as in Boy, K as in Kate. Bu yöntem bozuk hatlarda hayat kurtarıyor.

Düşünürken sessiz kalmamak

Sessizlik telefonda, ekran başındaki sohbetten çok daha uzun hissettirir. Kelimeyi bulamıyorsan boşluğu doldur: Let me think... / Just a moment, please. / Let me check that for you. Bu kalıplar sana beş saniye kazandırır, karşındaki de seni hâlâ hatta sanır.

Mesaj bırakmak ve almak

Sesli mesajda üç şey yeter: kimsin, neden aradın, nasıl ulaşılır. Hi, this is Can Yıldız. I'm calling about the meeting on Friday. Please call me back at 0555 123 45 67. Thank you.

Başkası için mesaj alıyorsan: Can I take a message? Could I have your name and number, please? Sonra tekrar et.

Kapanış: konuşmayı kibarca bitirmek

Konuşma bitince: Thank you for your help. / Thanks for calling. / Have a nice day. Çok uzatmak gerekmiyor. Anladığını belirtip kısaca kapatmak yeterli.

Eğer bir şey çözülmediyse: I'll get back to you by Friday. ya da Please call me if anything changes. Bir sonraki adımı söylemek konuşmayı net bitirir.

Sık yapılan hatalar

Anlamayıp “yes” demek. En yaygın hata bu; karşı taraf soruyu sorar, sen anlamadan yes dersin, sonra yanlış bir şeye razı olursun. Anlamadıysan sor.

Çok hızlı konuşmak. Heyecanla hız artıyor, anlaşılmak zorlaşıyor. Bilerek yavaşla.

Kendini fazla küçültmek: My English is bad. Bu cümle karşı tarafı da gerer. Bunun yerine I'm still learning English, could you speak slowly? daha yapıcı.

Kendi başına yapabileceğin alıştırma

Bir telefon konuşmasını yaz: bir restorana rezervasyon için arıyorsun. Hangi gün, kaç kişi, hangi saat. Yazdıklarını sesli oku. Sonra kâğıda bakmadan söylemeyi dene.

İkinci adım: telefonla kendini kaydet, sonra dinle. Hangi cümlede duraksadın, hangisinde acele ettin? Birkaç gün tekrar edince akıcılık artıyor.

Üçüncü adım bir arkadaşla rol yapmak; birbirinize görünmeden konuşun. Bu, telefon ortamına en yakın pratik. Konuşma korkusu varsa İngilizce konuşurken hata yapmak yazısı da yardımcı olur; “anlamadım” demek için ayrıca anlamadım demenin yolları rehberine bakabilirsin.

Konuşma pratiğini birebir yapmak istersen ücretsiz 20 dakikalık ön görüşme için WhatsApp’tan yazabilir ya da arayabilirsin. Ders düzeni için Sındırgı sayfama göz atabilirsin.

Ücretsiz 20 dakikalık ön görüşme

Seviyene birlikte bakalım, hedefini konuşalım ve sana uygun planı çıkaralım. WhatsApp'tan bir mesaj yeterli; aramayı tercih edersen telefonla da ulaşabilirsin.

Google'da yorum bırak · ders aldıysan iki cümle yeter.

Sık sorulanlar

Telefonda İngilizce neden görüntülü konuşmadan zor geliyor?

Karşındakinin dudağını, mimiğini ve el hareketini göremiyorsun; bunlar anlamanın büyük yarısı. Ses kalitesi de bazen bozuk oluyor. Bu yüzden telefonda kalıplara ve tekrar sormaya daha çok ihtiyaç var.

Karşımdakini anlamazsam ne diyeceğim?

Sorry, could you say that again? ya da Could you speak a little more slowly? en güvenli iki kalıp. Tamamen kaybolduysan I didn't catch that diyebilirsin. Anlamamak ayıp değil, anlamış gibi yapmak daha sorunlu.

Telefon numarası ya da adres gibi bilgileri nasıl doğrularım?

Duyduğunu tekrar edersin: So that's 0532, 123, 45, 67, is that right? Rakamları ikişerli ya da üçerli gruplamak karışıklığı azaltır. Adı hecelemek istersen harfleri tek tek söyleyip bir kelime ekleyebilirsin.

Telefonda kendi kendime nasıl pratik yaparım?

Bir telefon konuşmasını önceden yazıp sesli oku, sonra kağıda bakmadan aynısını söylemeyi dene. Kendini kaydet ve dinle. Yeterince rahatladığında bir arkadaşınla rol yaparak devam et.

Konuşma ve özgüven: diğer yazılar

Samet Teacher, Aniba Digital altyapısını kullanmaktadır.