İngilizce hikâye anlatmak: kısa bir olayı baştan sona kurmak
Yayın: · Güncelleme:
Bir arkadaşın What happened to you? diye soruyor. Sen de elinde bir kahveyle şunu söylemeye başlıyorsun: Yesterday I go to the... no, I went... I was going to the bank and... Sonra susuyorsun. Zihnin cümleyi Türkçe kuruyor, İngilizceye çevirirken zaman kayıyor. Çoğu öğrenci tam burada kendini suçlar. Oysa hikâye anlatmak ayrı bir beceri ve ayrı çalışılabiliyor.
Bu sayfada örnek bir anlatımı parçalarına ayıracağız. Aşağıdaki kısa hikâyeyi önce bir kez oku, sonra nasıl kurulduğuna bakalım.
Last Tuesday I was walking to work when I heard a strange noise behind me. I turned around and saw a small dog under a parked car. At first, I didn’t know what to do. Then I got down on my knees and called it gently. A few minutes later, the dog came out, and in the end, a boy ran up and said it was his. He thanked me twice.
Türkçesi: Geçen salı işe yürüyordum ki arkamdan garip bir ses duydum. Dönüp baktım, park etmiş bir arabanın altında küçük bir köpek vardı. İlk başta ne yapacağımı bilemedim. Sonra dizlerimin üstüne çöküp yumuşak bir sesle çağırdım. Birkaç dakika sonra köpek çıktı, en sonunda bir çocuk koşup gelerek onun kendi köpeği olduğunu söyledi. İki kez teşekkür etti.
İki zamanın görev bölümü
Metne dön ve fiillere bak. I was walking uzun süren bir durumu veriyor, yani sahneyi. I heard, I turned, I saw, I got, I called ise teker teker gerçekleşen olaylar. Kural kabaca şu: sahne past continuous, olay past simple, ikisi çarpışınca when ya da while.
While I was cooking, the phone rang. Yemek yapma uzun, telefonun çalması kısa. Cümleyi ters çevirirsen de anlam bozulmaz: The phone rang while I was cooking.
Bir şeyi sık karıştırıyorlar. I was seeing a dog gibi bir cümle burada doğal durmaz, çünkü görmek anlık bir olay. Doğrusu I saw a dog olur.
Geçiş kelimeleri
Örnek metinde at first, then, a few minutes later, in the end geçti. Bunlar sıralamayı dinleyene verir. Kendi hikâyen için küçük bir liste hazırla:
| Aşama | Dene |
|---|---|
| Açılış | It all started when..., One day... |
| Ortası | After that, Meanwhile, A bit later |
| Sürpriz | Out of nowhere, All of a sudden |
| Kapanış | Finally, In the end, Eventually |
Küçük bir tuzak: in the end “sonunda” demek, at the end of ise belli bir yerin ya da anın sonu. At the end of the film doğru, At the end, he thanked me dinleyene eksik gelir; orada in the end kullan.
Anlatıma canlılık katan üç cümle
Dinleyiciyi hikâyeye çekmek için küçük kalıplar var. You won’t believe what happened başlangıçta merak uyandırır. Long story short uzayan bir hikâyeyi toparlamanı sağlar. The funny thing is sürprizi vurgular. Dinleyen tarafta ise No way! ve Then what happened? sohbeti sürdürür. Bir şeyi anlamadığında nasıl sorarsın diye merak ediyorsan İngilizcede anlamadım demenin yolları sayfasına bak. Düşünürken sessiz kalmak yerine kullanabileceğin kelimeler İngilizce dolgu kelimeleri yazısında.
Kendi hikâyeni kur
Son hafta başına gelen küçük bir olay seç. Şu sırayla beş cümle yaz: nerede ve ne zamandı, o sırada ne oluyordu (past continuous), ne oldu (past simple), sen ne yaptın, nasıl bitti. Sonra yazdığına bakmadan yüksek sesle anlat. İkinci anlatım ilkinden farklı çıkacak, bu normal.
Bir de kısa bir alıştırma. Parantezdeki fiilleri doğru zamana koy:
- We ______ (watch) a film when the power ______ (go) out.
- She ______ (not / answer) because she ______ (take) a shower.
- While I ______ (wait) for the bus, a man ______ (ask) me for directions.
Cevaplar: were watching / went; didn’t answer / was taking; was waiting / asked.
Hatadan korkma
Anlatırken zaman bir yerde kayacak. Bu, konuşmanın doğal parçası; dinleyen akışı takip ediyorsa iş görmüş demektir. Bu bakışı İngilizce konuşurken hata yapmak sayfasında daha uzun anlattım.
Hikâye anlatmayı birebir çalışmak istersen ücretsiz 20 dakikalık ön görüşmede senden kısa bir olay anlatmanı isterim. Hangi geçişte takıldığını orada görür, derslerde tam o yere eğiliriz. WhatsApp’tan yazabilir ya da arayabilirsin.
