İngilizcede rica etme kalıpları: kibarlık merdiveni
Yayın:
Bir kafede sırada bekliyorsun ve önündeki kişi kasiyere Give me a latte. diyor. Dilbilgisi açısından cümlede hata yok. Ama İngilizce konuşulan bir ortamda bu cümle kulağa kaba, hatta emreder gibi geliyor. Aynı isteği Could I have a latte, please? diye söylemek ise tamamen doğal. Türkçede “Bir latte alabilir miyim?” ile “Bana bir latte ver” arasındaki farkı düşün; İngilizcede bu fark daha da belirgin. Rica etme kalıpları dilin en çok kullanılan parçalarından biri ve yanlış seçilince insanlar seni olduğundan daha kaba sanabiliyor.
Kibarlık merdiveni
Rica kalıplarını en az kibar olandan en kibar olana doğru bir merdiven gibi düşünebilirsin:
| Basamak | Kalıp | Örnek | Nerede? |
|---|---|---|---|
| 1 | Emir + please | Close the door, please. | Çok yakın arkadaş, aile |
| 2 | Can you…? | Can you close the door? | Arkadaş, iş arkadaşı |
| 3 | Could you…? | Could you close the door? | Yabancılar, müşteri, öğretmen |
| 4 | Would you mind + -ing? | Would you mind closing the door? | Zahmet gerektiren ricalar |
| 5 | I was wondering if you could… | I was wondering if you could help me with this. | Büyük ricalar, resmî ortam |
Merdivenin üstüne çıktıkça cümle uzuyor ve dolaylılaşıyor. İngilizcede kibarlık büyük ölçüde bu dolaylılıktan geliyor: isteği doğrudan söylemek yerine, karşındakinin reddetme ihtimalini açık bırakıyorsun.
Can you ve could you
Günlük hayatta en çok kullanacağın iki kalıp bunlar.
- Can you pass me the salt? (Tuzu uzatır mısın?) Masada, arkadaşlar arasında gayet normal.
- Could you tell me where the station is? (İstasyonun nerede olduğunu söyleyebilir misiniz?) Sokakta tanımadığın birine.
Burada could geçmiş zaman anlamı taşımıyor; sadece daha yumuşak bir ton veriyor. Şüphedeysen could seç, çoğu durumda yanlış olmaz.
Kendin için bir şey isterken de aynı kalıp işe yarar:
- Can I use your phone? (Telefonunu kullanabilir miyim?)
- Could I ask you a question? (Size bir soru sorabilir miyim?)
- May I come in? (Girebilir miyim?) May biraz daha resmî; okulda, ofiste kapıda sık duyulur.
Would you mind: dikkat, cevap ters
Would you mind kalıbının iki özelliği var ve ikisi de sık hata yapılan yerler.
Birincisi: arkasından fiil -ing alır.
Yanlış: Would you mind to open the window? Doğru: Would you mind opening the window?
İkincisi: cevap mantığı tersine çalışır. Soru aslında “Pencereyi açmak senin için sakıncalı olur mu?” anlamında. Bu yüzden:
- Kabul: No, not at all. / Of course not. / No problem. (Hayır, sakıncası yok, açarım.)
- Ret: Actually, I’m a bit cold. Sorry. (Aslında biraz üşüyorum, kusura bakma.)
Türkçe düşünen biri Would you mind…? sorusuna yardımsever olmak için Yes! diye atılabilir. Bu, “Evet, sakıncası var” anlamına gelir ve karşındakini şaşırtır.
Kendin için izin isterken de kullanılır: Would you mind if I opened the window? (Pencereyi açsam sakıncası olur mu?) Burada yapı if + geçmiş zaman şeklinde; günlük konuşmada if I open de duyulur.
I was wondering if: büyük ricalar için
Bir öğretmenden ödev için ek süre istemek, bir iş yerinden izin günü talep etmek ya da bir komşudan birkaç gün kedine bakmasını rica etmek… Bu tür ricalar küçük değil ve daha yumuşak bir giriş istiyor.
- I was wondering if you could give me one more day for the project.
- I was wondering if I could leave a bit early on Friday.
I was wondering geçmiş zamanda olsa da anlamı şimdiki zaman: “Acaba… diye düşünüyordum.” Bu kalıp karşındakine rahatça “hayır” deme alanı bırakıyor; kibarlığın özü de bu.
Sık yapılan hatalar
Soru yerine emir kullanmak. Help me. yerine Could you help me?
Can ile may’i karıştırmak. May you help me? yanlış. May genelde I ve we ile izin isterken kullanılır: May I help you?
Please’i yanlış yere koymak. Please could you help me? kullanılır ama en doğal yeri cümle sonu: Could you help me, please?
Would you mind + to. Yukarıda gördüğümüz gibi -ing gerekiyor.
Bu kalıpları gerçek durumlarda görmek istersen havalimanında İngilizce ve kibarca şikâyet etmek yazılarında pek çok örnek var. Rica ettikten sonra teşekkür etmek de ayrı bir incelik; onu da özür dileme ve teşekkür yazısında anlattım.
Kısa alıştırma
Aşağıdaki cümleleri parantez içindeki duruma uygun kibarlıkta yeniden yaz:
- Give me your pen. (sınıf arkadaşın)
- Tell me the time. (sokakta tanımadığın biri)
- Turn down the music. (komşun, gece geç saat)
- Give me an extra week for the report. (yöneticin)
- Open the window. (trende yanındaki yolcu; would you mind kullan)
Önerilen cevaplar: 1) Can I borrow your pen? 2) Excuse me, could you tell me the time, please? 3) Would you mind turning down the music a little? 4) I was wondering if I could have an extra week for the report. 5) Would you mind opening the window?
Derslerde bu tür kalıpları kâğıt üstünde bırakmıyor, kısa canlandırmalarla konuşmanın içine yerleştiriyorum. Rica etmeyi, karşı tarafın cevabına tepki vermeyi ve doğal tonu birlikte çalışmak istersen ücretsiz 20 dakikalık ön görüşme için WhatsApp’tan yazabilir ya da arayabilirsin.
