İngilizcede “anlamadım” demenin yolları: tekrar iste, netleştir, devam et
Yayın: · Güncelleme:
Toplantıda biri bir şey söylüyor, sen tam anlamadın ama başını salladın. Yirmi dakika sonra o cümle bir işin sana ait olduğu anlamına geliyormuş. Böyle bir durumda sorun İngilizcenin seviyesinde değil, “anlamadım” demenin yolunu bilmemekte. Bu yazıda anlamadığını söylemek için elinde bulunması gereken kalıpları ve bunları ne zaman kullanacağını topladım.
Önce neyi anlamadığına bak
“Anlamadım” tek bir durum değil. Birine ses gelmedi, birine kelime tanıdık gelmedi, birine cümle anlaşıldı ama niyet anlaşılmadı. Her birinin ayrı bir cümlesi var ve doğru cümleyi seçince karşı taraf tam ihtiyacın olanı veriyor.
Duyamadıysan: Sorry, I didn’t catch that. ya da kısaca Pardon? Yeniden söylemesini istiyorsun.
Kelimeyi bilmiyorsan: What does “deadline” mean? ya da I’m not familiar with that word. Karşındaki bir örnek verecektir.
Kast edileni anlamadıysan: Do you mean we should send it today? Yani anladığını kendi cümlenle söyleyip teyit ediyorsun. Bu en güçlü kalıp, çünkü hem anlamadığını hem de nereyi anlamadığını gösteriyor.
Hiçbir şey anlamadıysan: I’m sorry, I got lost. Could you explain that more simply? Bunu söylemek utanılacak bir şey değil.
Hız sorunu
Konuşan kişi çok hızlıysa en pratik cümle: Could you speak a bit more slowly, please? Yanına I’m still learning eklemek tonu yumuşatıyor. Telefon görüşmelerinde bu cümleyi öğrencilerime önceden hazır tutmalarını söylüyorum, çünkü gerginken ilk unutulan şey kalıplardır.
Bazı öğrenciler Slow down! diye söylüyor. Gramer olarak doğru ama sert çıkıyor, bir emir gibi. Could you… ile başlayan hali aynı şeyi söylüyor, hoş duruyor.
Örnek diyalog
Bir iş görüşmesi, kısa bir kesit:
— The deadline is next Friday, so please send me the draft by Wednesday. — Sorry, did you say Wednesday or Thursday? — Wednesday. So I can review it before the meeting. — Got it. So I’ll send the draft by Wednesday, and you’ll review it on Thursday morning. Is that right? — Exactly.
Burada konuşan iki kez anlamadığını belli ediyor: önce did you say…? ile bir bilgiyi teyit ediyor, sonra So I’ll send… Is that right? ile tüm cümleyi özetliyor. Bu özetleme alışkanlığı en işe yarayan şey. Anlamadığın bir şeyi “anlamadım” diye geri çevirmek yerine, anladığın kadarını söyleyip düzeltilmesini istiyorsun.
Telefonda ayrı bir durum
Telefonda yüz yok, dudak yok. Bu yüzden telefonda anlamamak daha sık oluyor ve daha rahat karşılanıyor. Faydalı kalıplar:
Could you spell that for me? İsim ve adres için. Could you repeat the number? Rakam için. The line is breaking up. Hat kötü. Let me read it back to you. Not ettiğini teyit etmek için.
Sayılarda en sık karışıklık 13 ile 30, 15 ile 50. Bu yüzden rakam duyduğunda mutlaka geri oku: So that’s fifteen, one-five? Rakamı bu şekilde tekrar etmek hem doğrulama, hem de işini kolaylaştıran bir yöntem.
Tonun önemi
Aynı soru farklı tonda çok farklı duyulur. What? tek başına sert durur, Sorry? ya da Pardon? nazik. Yazışmada ise I’m not sure I follow iyi bir seçenek. Bunun yanında resmi yazışmada I’d like to make sure I understood correctly de var. Aynı cümleyi arkadaşına gülerek söyleyebilir, iş ortağına yazıyor olabilirsin.
Anladığını göstermek de önemli
Konuşmanın bir yarısı anladığını belli etmek. Right, I see. Okay, got it. That makes sense. Bu kısa tepkiler karşındakinin devam etmesini sağlıyor. Sürekli sessiz kalırsan karşı taraf anlamadığını düşünüp tekrar etmeye başlıyor.
Kısa alıştırma
Aşağıdaki durumlar için kendi cümleni yaz, sonra cevaplarla karşılaştır:
- Karşındaki ismini söyledi ama duymadın.
- Bir toplantıda “revenue” kelimesini bilmiyorsun.
- Biri çok hızlı konuşuyor ve sen yetişemiyorsun.
- Telefonda biri adresi söyledi, yazman gerek.
Olası cevaplar: 1. Sorry, could you repeat your name? 2. What does “revenue” mean? 3. Could you speak a bit more slowly? 4. Could you spell the street name for me? Senin cümlen farklıysa sorun yok, anlaşılıyorsa doğru.
Hata yapmaktan çekinme
Anlamadığını söylemek, İngilizce konuşmanın bir parçası. Dolgu kelimelerle düşünme payı kazanmak da aynı şekilde işe yarıyor; bunun için İngilizce dolgu kelimeleri ve düşünme payı yazısına bakabilirsin. Dersimde bu kalıpları rol oyunuyla çalışıyoruz; bir gün ben hızlı ve belirsiz konuşan biri oluyorum, sen de doğru soruyu bulmaya çalışıyorsun. İstersen ücretsiz 20 dakikalık ön görüşmeyle başlayabiliriz. WhatsApp’tan yazman ya da telefonla aramak yeterli. Genel yaklaşımımı Sındırgı sayfasından okuyabilirsin, güncel paketler de ana sayfada duruyor.
