Ankara’da konuşma İngilizcesi: toplantıda da sohbette de rahat
Toplantı odasında yabancı bir konuk var. Sunumu sen hazırladın, konuyu en iyi bilen de sensin; ama söz sana geldiğinde cümleler Türkçe kuruluyor, İngilizceye çevrilmeden önce an geçiyor ve sonunda konuşmayı İngilizcesi daha rahat bir iş arkadaşına bırakıyorsun. Ankara konuşma İngilizcesi dersi arayanların önemli bir kısmı bana aşağı yukarı bu sahneyi anlatıyor. Bilgi eksik değil, eksik olan o bilgiyi konuşma hızında kullanma alışkanlığı.
Başkentte konuşma pratiğinin zorluğu
Ankara’da kamu kurumlarında, üniversitelerde, özel şirketlerde çalışan pek çok kişi İngilizceyi okuyabiliyor, e-postasını yazabiliyor. Ama gün içinde İngilizce konuşulacak bir ortam her zaman olmuyor; olduğunda da hazırlıksız yakalanıyorsun.
Kulağa yavan gelebilir ama çözüm düzenli ve güvenli bir pratik alanı. Online derste tam olarak bunu kuruyoruz: haftada belli bir saatte, 60 dakika boyunca, hatanın ayıplanmadığı ama düzeltildiği bir konuşma. İşten sonra şehrin öbür ucuna geçmene gerek yok; evden ya da ofisteki boş bir odadan bağlanıyorsun, link WhatsApp’tan geliyor. Bu şehirde okul, sınav veya genel İngilizce için diğer seçenekleri Ankara online İngilizce özel ders sayfasında bulabilirsin.
İş ortamı için üç yumuşatıcı kalıp
Türkçeden İngilizceye geçerken en sık gördüğüm sorun, cümlelerin fazla sert çıkması. Türkçede ton ve hitapla yumuşattığımız şeyleri İngilizcede kelimelerle yumuşatmak gerekiyor. Şu üç kalıp toplantılarda hemen işe yarar:
1. Öneri yaparken: I’d suggest… / How about…?
- Sert: We must change the deadline.
- Daha doğal: I’d suggest moving the deadline to next Friday.
- Soru halinde: How about moving the deadline to next Friday?
2. Katılmadığında: I see your point, but…
- Sert: No, this is wrong.
- Daha doğal: I see your point, but I think the numbers tell a different story.
3. Bir şey isterken: Would it be possible to…?
- Sert: Send me the file today.
- Daha doğal: Would it be possible to send me the file today?
Derste bu kalıpları önce senin gerçek iş durumlarına uyarlıyoruz, sonra kısa rol oyunlarıyla deniyoruz. Ben müşteri oluyorum, sen proje sorumlusu; ya da ben yöneticin oluyorum, sen bir gecikmeyi açıklıyorsun.
Ankara konuşma İngilizcesi derslerinin akışı
Her ders aynı iskeletle ilerliyor, içerik ise sana göre değişiyor:
- Isınma (10 dakika): Haftanı anlatıyorsun. Ben dinliyor, tekrar eden hataları not ediyorum.
- Odak (20 dakika): O hafta seçtiğimiz durum. Bir sunum açılışı, bir telefon görüşmesi, bir itiraz.
- Pratik (20 dakika): Rol oyunu ya da serbest tartışma. Burada seni durdurmadan konuşturuyorum.
- Geri bildirim (10 dakika): Notlarımı paylaşıyorum: yanlış kurulan cümle, doğal olmayan kelime seçimi, telaffuz.
Bu düzen, konuşurken sık yaşanan bir tuzağı da kırıyor: kafada önce Türkçe cümle kurup sonra çevirmek. Bu alışkanlığı nasıl gevşeteceğimizi kafada Türkçeden çeviri yapmak yazısında uzun uzun anlattım.
Kendi başına yapabileceğin haftalık pratik
Dersler arasında şu küçük alışkanlık çok fark ettiriyor. Her akşam gün içinde yaşadığın bir olayı iki dakika boyunca yüksek sesle İngilizce anlat ve kaydet. Haftada bir kayıtları dinle. İlk kayıtta and then… and then… diye bağladığın cümlelerin haftalar içinde after that, so, which meant that gibi bağlaçlarla çeşitlendiğini duyacaksın.
Takıldığın kelimeleri bir kenara yaz, derste konuşalım. Anlıyorum ama konuşamıyorum diyorsan bu durumu ayrıntılı ele aldığım İngilizce anlıyorum ama konuşamıyorum yazısı da işine yarayabilir.
Nasıl başlarız
Ücretsiz 20 dakikalık ön görüşmede kısa bir sohbet yapıyoruz; sen konuşurken seviyeni ve en çok zorlandığın noktaları görüyorum. Sonra hedefine uygun bir plan öneriyorum. Bireysel ders ya da dönemsel olarak açılan, en fazla 8 kişilik online grup seçeneklerini de o sırada konuşabiliriz. WhatsApp’tan yaz ya da ara, ilk konuşmayı birlikte yapalım.
