Few, a few, little ve a little farkı: bir a harfinin gücü
Yayın:
İki cümleyi yan yana koy:
- I have a few friends in this city.
- I have few friends in this city.
İkisinde de arkadaş sayısı aynı olabilir. Belki üç, belki dört. Ama ilk cümleyi söyleyen biri memnun, ikinci cümleyi söyleyen biri yalnız. Aradaki tek fark bir a. Few, a few, little, a little farkı İngilizce öğrenenlerin uzun süre gözden kaçırdığı, ama anadili İngilizce olanların hemen fark ettiği bir incelik. Bu rehberde kuralı, örnekleri ve sık yapılan hataları adım adım anlatıyorum.
İki soru, dört kelime
Bu dört kelimeyi doğru seçmek için iki soru sorman yeterli.
Soru 1: İsim sayılabilir mi?
- Sayılabilen çoğul isimler (books, people, days, apples) için: few ya da a few
- Sayılamayan isimler (water, time, money, advice) için: little ya da a little
Soru 2: Tınısı olumlu mu, olumsuz mu?
- Az ama yeterli, iyi bir şey anlatıyorsan: a few / a little
- Az ve yetersiz, olumsuz bir şey anlatıyorsan: few / little
| Olumlu (az ama var) | Olumsuz (neredeyse yok) | |
|---|---|---|
| Sayılabilen | a few | few |
| Sayılamayan | a little | little |
Sayılabilen ve sayılamayan isim ayrımı sende tam oturmadıysa önce sayılabilen ve sayılamayan isimler rehberine bakman bu konuyu çok kolaylaştırır.
A few ve a little: bardağın dolu tarafı
A ile başlayan hâller olumlu bir bakış taşıyor. Türkçede “birkaç”, “biraz” diye çeviriyoruz ve cümlede bir memnuniyet, bir yeterlilik hissi var.
- We have a few minutes before the bus leaves. Let’s get a coffee. (Otobüs kalkmadan birkaç dakikamız var. Hadi kahve alalım.)
- She speaks a little French, so she can order food in Paris. (Biraz Fransızca konuşuyor, Paris’te yemek siparişi verebilir.)
- I’ve saved a little money. Maybe we can go on holiday. (Biraz para biriktirdim. Belki tatile gidebiliriz.)
- A few students stayed after class to ask questions. (Birkaç öğrenci soru sormak için dersten sonra kaldı.)
Her cümlede miktar az, ama işe yarıyor. Kahve alınabiliyor, sipariş verilebiliyor, tatil planlanabiliyor.
Few ve little: bardağın boş tarafı
A olmadan kullanıldığında aynı kelimeler olumsuz bir tınıya bürünüyor. Türkçede “çok az”, “pek az”, “neredeyse hiç” gibi çevirmek daha doğru.
- Few people came to the meeting, so we cancelled it. (Toplantıya çok az kişi geldi, iptal ettik.)
- There’s little hope that the shop will open again. (Dükkânın yeniden açılacağına dair pek umut yok.)
- He has little patience with children. (Çocuklara karşı hiç sabrı yok denebilir.)
- Few tourists visit the village in winter. (Kışın köyü pek az turist ziyaret ediyor.)
Burada miktar yetersiz. Toplantı iptal oluyor, umut yok, sabır yok.
Dikkat: günlük konuşmada few ve little tek başına biraz resmi ya da edebi duyulabiliyor. Konuşurken aynı anlamı çoğu zaman not many ve not much ile veriyoruz: Not many people came. / There isn’t much hope. Bu yapıların ayrıntıları much, many ve a lot of farkı rehberinde.
Sık yapılan hatalar
Hata 1: Sayılamayan isimle few kullanmak. Yanlış: I have a few time. Doğru: I have a little time. Time sayılamayan bir isim (zaman olarak), bu yüzden little grubuna giriyor.
Hata 2: Sayılabilen isimle little kullanmak. Yanlış: There are a little chairs in the room. Doğru: There are a few chairs in the room.
Hata 3: Tınıyı ters seçmek. Yanlış: Don’t worry, we have little time. Let’s have lunch first. Burada konuşan kişi rahat, “vaktimiz var” diyor. O yüzden olumlu hâl gerekli. Doğru: Don’t worry, we have a little time. Let’s have lunch first.
Hata 4: Advice ve information ile few kullanmak. Türkçede “birkaç tavsiye”, “birkaç bilgi” diyoruz, ama İngilizcede advice ve information sayılamıyor. Yanlış: Can you give me a few advice? Doğru: Can you give me a little advice? ya da a few pieces of advice.
Only a few, quite a few
İki küçük ek, anlamı bir kez daha çeviriyor:
- only a few / only a little: “sadece birkaç”, “çok az”. Olumlu a few’u olumsuza yaklaştırıyor. Only a few people know the answer. (Cevabı sadece birkaç kişi biliyor.)
- quite a few: “epeyce”, “hatırı sayılır sayıda”. Az değil, aksine çok. Quite a few students failed the test. (Epeyce öğrenci sınavdan kaldı.)
Quite a few özellikle ilginç, çünkü kelimelerine bakınca “oldukça az” gibi görünüyor ama anlamı tersine “epey fazla”.
Kısa alıştırma
Boşluklara few, a few, little ya da a little yaz:
- Can I ask you ___ questions about the homework?
- There is ___ milk left. We need to buy some.
- He’s lonely. He has ___ friends here.
- Add ___ salt to the soup. It needs it.
- ___ people understand this rule at first, so don’t worry.
- I know ___ English, enough to ask for directions.
Cevaplar:
- a few (sayılabilen, olumlu: birkaç soru)
- little (sayılamayan, olumsuz: süt neredeyse bitti)
- few (sayılabilen, olumsuz: yalnız)
- a little (sayılamayan, olumlu: biraz tuz)
- Few (sayılabilen, olumsuz: pek az kişi)
- a little (sayılamayan, olumlu: yol sormaya yetiyor)
Altıda altı yaptıysan kural sende oturmuş. İkinci ve beşinci soruda takıldıysan, tınıyı sorgulamayı alışkanlık hâline getirmen gerekiyor: konuşan kişi memnun mu, şikâyetçi mi?
Konuşmaya taşımak
Kuralı bilmek bir şey, konuşurken doğru olanı refleksle seçmek başka bir şey. Derslerde bu tür yapıları kısa konuşma görevleriyle pekiştiriyoruz: “Bana şehrindeki eksikleri anlat” dediğimde few ve little, “Bu hafta neyi başardın” dediğimde a few ve a little kendiliğinden devreye giriyor. Küçük kelimelerin büyük farklarını konuşmana yerleştirmek istiyorsan, 20 dakikalık ücretsiz ön görüşmede önce nerede takıldığını birlikte görelim; WhatsApp’tan bir mesaj ya da kısa bir telefon yeter. Derslerin nasıl işlediği online İngilizce özel ders sayfasında anlatılıyor.
