İngilizce teyit etmek: yanlış anlaşılmayı önleyen cümleler
Yayın:
Telefonda biri adresini söylüyor ve sen “seventeen” mi “seventy” mi duyduğundan emin değilsin. Susup tahmin yürütmek kolay yol. Doğru yol, tek bir cümleyle durumu netleştirmek: “Just to confirm, that’s seventeen, one-seven?” İngilizce teyit etmek, konuşmanın en ucuz sigortası.
Bu yazıda teyit için kullanılan on kadar kalıbı, hangisinin nerede doğal durduğunu ve hangi hataların seni garip gösterdiğini topladım.
Duyduğunu özetle
En sık kullanılan kalıp bu: Just to confirm, ... ardından karşı tarafın söylediği bilgiyi kendi cümlenle tekrar edersin. “Just to confirm, you’d like a table for four at seven?” Karşındaki “evet” diyebilir ya da “actually, five” diye düzeltir. İki durumda da yanlış anlama oluşmadan önce yakalandı.
Benzer ama biraz daha gündelik bir seçenek: So you’re saying... “So you’re saying the flight is delayed?” Bu, bir bilgiyi anladığını gösterirken sana düşünme payı da bırakır.
E-postada Could you confirm that... ya da I’d like to confirm... daha resmî durur. “I’d like to confirm our meeting on Thursday at 3 p.m.” iş yazışmalarında standarttır.
Yanlış anlayıp anlamadığını sor
Bazen cümlenin tamamını anlıyorsun ama bir kelime takılıyor. O zaman Did you mean ...? devreye girer. “Did you say the second floor or the first?” ya da “Did you mean tomorrow?” Burada soru, tek bir kelimeye odaklanıyor ve karşı tarafın cümleyi baştan söylemesi gerekmiyor.
Bir fark daha var: Do you mean ...? biraz daha geniş bir yorum sorusu. “Do you mean we should wait?” cümlesinde karşındakinin ima ettiği şeyi anlamaya çalışıyorsun, tek bir kelimeyi değil.
Anlamadığında yardım iste
Anlamak her zaman mümkün olmuyor ve bu normal. Telefonda sık kullanılan üç kalıp var. “Sorry, could you say that again?”, “Could you speak a bit slower?” ve “Could you spell that, please?” Spell özellikle isimlerde ve e-posta adreslerinde kurtarıcı: Türkçede ses ile harf arasındaki bağ güçlü olduğundan İngilizce isimlerin yazılışını tahmin etmek zor.
Rakamlarda ise ayrı bir numara var. Fifteen ile fifty telefonda karışıyor. Çözüm: rakamı tek tek tekrarla. “Fifteen, one-five.” Bunu kendi söylemen de karşındakinin söylemesini istemen de doğal karşılanır.
Mini diyalog
Resepsiyonla konuşan bir misafir ile çalışan arasındaki kısa bir konuşma:
Guest: I’d like to book a room for the twenty-second. Staff: Just to confirm, the twenty-second of this month? Guest: No, next month. Staff: Thanks. And for how many nights? Guest: Three. Staff: So that’s three nights, starting the twenty-second of next month. Is that right?
Çalışan iki ayrı noktada teyit etti: tarih ve toplam özet. Yanlış anlaşılma tarihte yakalandı ve rezervasyon doğru yapıldı.
Sık yapılan hatalar
Birincisi teyit yerine “Are you sure?” sormak. Bu cümle, karşındakinin yanılmış olabileceğini ima eder ve sert gelebilir. İkincisi “Repeat, please” demek, kalıp olarak eksik ve emir gibi duyulur; “Could you repeat that, please?” kibar ve eksiksiz. Üçüncüsü tek bir hızlı “Yes, yes” ile geçiştirip anlamadan devam etmek. En pahalı hata bu: yanlış anlaşılma sonra ortaya çıkıyor.
Kısa alıştırma
Aşağıdaki cümlelerde teyit kalıbını tamamla.
- “The appointment is on Friday at 3.” → ______, Friday at three?
- “Press the red button.” (kırmızı mı mavi mi emin değilsin) → Did you ______ the red one?
- Adı tam anlamadın. → Could you ______ that for me?
Cevaplar: Just to confirm, mean, spell.
Derste çalışmak
Teyit kalıpları ezberle öğrenilmiyor, rol yaparak oturuyor. Derste bir telefon görüşmesini ya da bir rezervasyonu canlandırıyoruz; ben bilerek hızlı konuşuyorum ya da bir rakamı yanlış söylüyorum, sen de yakalamaya çalışıyorsun. Başka konuşma durumları için İngilizce yardım isteme ve teklif etme yazısını da okuyabilirsin.
Seviyene uygun planı çıkarmak için WhatsApp’tan yazman ya da aramak yeterli. Ücretsiz 20 dakikalık ön görüşmede kısa bir konuşma yapıp hangi kalıplardan başlayacağımıza birlikte karar veririz. Sındırgı ve Balıkesir merkezli çalışıyorum, online dersleri ise Türkiye'nin her yerinden bağlanan öğrencilerle yapıyorum.
