The ne zaman kullanılmaz: genel ifadeler ve özel isimler
Yayın:
Bir öğrenci şu cümleyi yazıyor: The life is beautiful. Dilbilgisi olarak her şey yerinde görünüyor, ama İngilizce konuşan biri kulağını tırmalanmış gibi duyar. Doğrusu Life is beautiful. Türkçede “hayat” kelimesini “bu” ile başlatmadığımız için yanlış hissettirmiyor, ama İngilizcede tam tersi bir refleks var: bazı isimleri the almaz. Bu rehberde the’nin kullanılmadığı durumları, her biri için örnekle anlatıyorum.
Temel fikir: belirli mi, genel mi?
The, konuşan ile dinleyenin “hangisi?” sorusuna ortak cevabı olan şeyler için kullanılır. Please close the window dersen, ikimiz de hangi pencereden söz ettiğini biliyoruz. Genel bir fikirden söz edince ise belirli bir şeyi göstermiyorsun, bu yüzden the gerekmiyor:
- Windows let in light. (pencereler genel olarak ışık alır)
- Music helps me relax. (müzik genel olarak)
Ana kural bu. Aşağıdaki durumlar, bu kuralın sık karşılaşılan yüzleri.
1. Genel anlamda çoğul ve sayılamayan isimler
Children need love. / Water is important for health. / Coffee keeps me awake. Bunlar genel doğruluklar. Belirli çocuklardan söz edersen the gelir: The children in my class are noisy.
2. Öğün adları
- I usually have breakfast at seven.
- Let’s meet after lunch.
Belirli bir öğünden bahsediyorsan the gelebilir: The dinner they cooked last night was amazing.
3. Sporlar ve oyunlar
play football, play chess, play volleyball, hiçbirinde the yok. Müzik aletleri ise ayrı: play the guitar, play the violin. Bu iki grubu bir cümlede karşılaştırmak kalıcı olur: He plays tennis and the piano.
4. Diller, okul dersleri ve meslekler
She speaks Spanish. My favourite subject is history. He wants to be a doctor. Dil adları the almaz. Ancak “the Spanish” dersen “İspanyol halkı” demiş olursun; dikkat.
5. Kişi adları, çoğu ülke ve şehir adı
Ali lives in Ankara. My cousin works in Germany. Yine de bazı adlar the ile gelir: the United Kingdom, the Netherlands, the Philippines. Nehirler (the Nile), denizler (the Black Sea), dağ silsileleri (the Alps) da the alır; tek bir dağ ise almaz: Mount Everest.
6. Bazı sabit kalıplar
- go to school, go to work, go to bed (kurumun asıl işlevi için)
- at home, at night, by car, by bus
- in class, at university
Okula öğrenci olarak değil de başka bir işle gidiyorsan the gerekir: I went to the school to meet my son’s teacher. Burada okulun asıl işlevi (öğrenmek) değil, binaya gitmek söz konusu.
Sık yapılan hatalar
Yanlış: The life is short. Doğru: Life is short.
Yanlış: I love the music. (genel anlamda) Doğru: I love music.
Yanlış: She is studying at the university. (öğrenci olarak) Doğru: She is studying at university.
Yanlış: We went to the home. Doğru: We went home.
Bu hataların çoğu Türkçeden ya da “the ne kadar çok o kadar iyi” hissinden geliyor. Cümle kurarken önce şunu sor: hangi şeyden söz ettiğimi karşımdaki zaten biliyor mu? Bilmiyorsam ya da genelleme yapıyorsam the koymuyorum.
Kendini test et
Boşluğa the koy ya da boş bırak (X):
- I don’t like ___ tea without sugar.
- ___ tea you made yesterday was delicious.
- My brother plays ___ football every weekend.
- She plays ___ violin in an orchestra.
- ___ Amazon is a very long river.
- We usually have ___ dinner at eight.
Cevaplar: X, The, X, the, The, X. Üçten fazla yanılıyorsan, önce the’li durumları anlatan A, an ve the kullanımı rehberine bak, ardından buraya dön.
Öğrenirken dikkat
Artikel konusu, Türkçede karşılığı olmadığı için uzun süre oturmuyor. Çözüm kural ezberlemek değil, doğru cümleleri sık duymak ve okumak. Her hafta on cümle seç, hepsinde artikelleri kapat, gözünü kapatıp doğru hali tahmin et. Bir şeyi kapatıp tahmin etmek, aynı cümleyi tekrar tekrar okumaktan daha kalıcı.
Bu konuda destek almak istersen, derslerde küçük bir metin üzerinden artikelleri birlikte çalışıyoruz. Ücretsiz 20 dakikalık ön görüşme için WhatsApp’tan yazman yeterli; seviyene birlikte bakıp uygun bir plan çıkarırız. Online ders düzenini Sındırgı sayfasında da anlattım; dersler her yerden bağlanılabilen görüntülü görüşmeyle yapılıyor.
