All ve whole farkı: bütün, tüm anlamının iki yolu
Yayın:
Akşam arkadaşına “bütün gün çalıştım” diyorsun. İngilizce karşılığı iki türlü: I worked all day ya da I worked the whole day. İkisi de doğru, ama aynı sıraya girmiyorlar. Bu yazıda all ve whole farkını yerleriyle, sayılabilir ve sayılamayan isimlerle ilişkisiyle ve ders sırasında en çok gördüğüm hatalarla anlatıyorum.
All: isimden ya da belirleyiciden önce
All, isimden hemen önce gelir ya da the, my, this gibi bir belirleyiciden önce: all day, all the money, all my friends, all this time. Hem sayılabilen çoğul hem sayılamayan isimle kullanılır: all the students (çoğul), all the water (sayılamayan). Tekil sayılabilir isimle genellikle zaman ifadelerinde görürsün: all day, all night, all week.
Whole: belirleyiciden sonra, tekil isimle
Whole ise the, my, a gibi belirleyiciden sonra gelir ve tekil, sayılabilir bir şeyin tamamını vurgular: the whole cake, my whole family, a whole week. Burada “parçası kalmadı” hissi daha güçlüdür. I ate the whole cake dediğinde bir dilim bile bırakmadığını söylersin.
| All | Whole |
|---|---|
| all the cake | the whole cake |
| all my family | my whole family |
| all day | the whole day |
| all the money | (kullanılmaz) |
| all the students | (kullanılmaz) |
Örnek cümleler
- We waited all morning. (Bütün sabah bekledik.)
- We waited the whole morning. (Aynı anlam, vurgu biraz daha güçlü.)
- She read the whole book in one night. (Kitabın tamamını bir gecede okudu.)
- All the children were happy. (Bütün çocuklar mutluydu.)
- He spent all his money on a phone. (Bütün parasını bir telefona harcadı.)
- The whole class laughed. (Bütün sınıf güldü.)
- Did you eat all of it? (Hepsini yedin mi?)
- My whole body aches. (Bütün vücudum ağrıyor.)
Cümle 5’te whole money diyemezsin, para sayılamayan bir isim. Cümle 4’te the whole children de yanlış olurdu, çünkü children çoğul. Bu iki cümle farkı en iyi gösteren çiftlerden.
Sık yapılan hatalar
Yanlış: I stayed home whole day. Doğru: I stayed home all day. ya da the whole day. (Belirleyici ya da all lazım.)
Yanlış: She drank the whole milk. Doğru: She drank all the milk. (Süt sayılamayan.)
Yanlış: The all cake was gone. Doğru: The whole cake was gone. ya da All the cake was gone. (All, the’dan önce gelir.)
Yanlış: All us went to the cinema. Doğru: All of us went to the cinema. (Zamirden önce of.)
Ufak bir ayrıntı: whole bazen “eksiksiz” anlamında kendi başına sıfattır, a whole new idea gibi. Bu kullanımda all ile değiştirilemez, çünkü “bütün” demek değil, “tamamen yeni” demek.
Kendini dene
Boşluğu all ya da whole ile doldur. Bazı cümlelerde ikisi de olur.
- I didn’t sleep ____ night.
- She cleaned the ____ house.
- ____ the guests arrived late.
- I want to know the ____ story.
- They spent ____ their savings.
- Did you read the ____ article?
Cevaplar: all; whole; All; whole; all; whole (ya da all the article, ama anlam biraz zayıflar).
Bir ipucu: all kelimesinin yerine every ya da each deneme, çünkü anlam kayar. All students hepsi birden demek, every student teker teker demek. Süre anlatırken de fark küçük ama var: all week “hafta boyunca” hissi verir, the whole week ise “haftanın tamamı, hiç eksiksiz” vurgusunu taşır. Cümle kurarken bu vurguya ihtiyacın yoksa kısa olan all işini görür.
Benzer ikilemler için each ve every farkı yazısına, ikili seçimler içinse both, either, neither rehberine göz at. Aynı soru yapısı ilgini çekiyorsa other, another, the other de çok karıştırılır.
İlk adım
Küçük gibi görünen bu tür ayrımlar derste konuşurken çözülüyor. Ücretsiz 20 dakikalık ön görüşme için WhatsApp’tan yaz ya da ara; seviyene bakıp hangi konuları öne alacağımıza birlikte karar verelim.
